top of page

* Japonya Üretimi Kol Saati - 1990's
* 925 Ayar Gümüş Akik Taşlı Yüzük (18,6gr)
* Özel Ahşap Kutusunda

 

“Saatin kendisi mekan, yürüyüşe zaman, ayarı insandır.” der Ahmet Hamdi Tanpınar, zamanın ayarı insanla ilintidir. Her ne kadar bugün hiç birşeye demesek zamanda kaybolsak bile Saatin rolü hayatımızda büyük. Hemen hemen her şeyimizi Saate göre ayarlıyoruz. Gün, Saate bakmakla başlıyor, ben yine Saatle sona eriyor.

 

Saatin kaç olduğunu anlamak adına Saatlerinin icadından önce başka yollar denenmiş. Günü başlatıp biTıren güneş, insanoğluna bu konuda yol göstermiş.

İnsanlar güneşin gökyüzündeki hareketlerine bakmış ve gölgeler izlemişler. Üzerinde işaretler olan dayandıkça işaretleri silinen, mumlar denemişler. Yağı bittikçe zamanın geçtiğini anlatan, gaz lambaları ve kum Saatleri yapmışlardı. Uzak doğuda yakılan tütsünün ne kadarının bittiğine bakmışlar.

 

M.Ö 325 Antik Yunanistan su Saatleri yapılmış. Yunanlar su Saatine su hırsızı dermiş. Taştan yapılan su Saatlerinin içine işaretler kazınırmış. Ya sürekli aynı hızla damlayan suyun içlerine dolmasıyla yada içlerindeki suyun boşalmasıyla zamanı anlarlarmış.

1524‘te Almanya kilit ustası Petr Heniye tarihte bilinen ilk kurmalı Saat üreTır. O zamana kadar mekanizmaları çalıştırmak için sürekli yer değişTıren ağırlıklar vardı. Kurmalı Saatler yayları gevşedikçe zamanı göstermemeye başlıyordu. Ama onların sayesinde taşınabilir Saatler öğretilmeye başlandı.

 

1575‘te İsveç ve İngiliz üreticiler ortaya çıktı. Saat, zamanı gösteren bir Araç değil, yeni ortaya çıkmış bir modaydı henüz. Parası olan herkes bir Saat alıyor ve Saati olmayan komşular ayıplanıyordu.

 

1800’de ilk kez bir Cep kronometresi yapıldı, bu sayede Saatlerde artık saniyeler de vardı. 1800 ‘lerin sonunda Amerika da ilk kez seri üretim Saat yapılmaya başlandı.

1952’deise ilk kez pil denen mucize Saatlerin içine girdi. Bu sayede hiçbir kurmalı Saatin ulaşamadığı kusursuzluğa ulaşıldı. 1970’de elektronik Saatler piyAsaya çıktı ve Saatler bugünkü hallerine kavuştu.

 

Eğer zamanında gitmeniz gereken bir işiniz varsa alarm olmadan uyanmak zor.

Peki, çalar Saatler yokken bu insanlar nasıl da erken kalkabiliyor musunuz?

Sabahları öten horozlar var tabi ama erken öten horozun başına geleni biliyorsunuz. Bu yüzden horozları çokta güvenmeyen insanoğlu, çözüme bir dönem suda aramış. Erkenden uyanabilmek amacıyla gece boyu fazla miktarda su içilirmiş. E, tuvalet ihtiyacı nasıl olsa insan uyandırır diye düşünülmüş.

 

Hristiyan toplumlar sabahları kilise çanlarıyla, Müslümanlar ise sabah ezanıyla uyanmaya çalışmışlar. Endüstriyel toplumlarsa fabrika düdüklerine kulak kesilmiş. Bir de dönemde Tıklatıcılar türemiş. Sabah erken mi kalkmak istiyorsunuz? TıklaTacak Saati söylüyorsunuz o gelip uzun sopasıyla pencerenizi tıklatıyor ve sizi uyandırıyor.

 

Bugün bu yöntemlerin hiçbirine gerek yok. Ne demişler! Zaman her şeyin ilacı.

Görmüş olduğunuz Japon üretimi Kol Saatimiz pille çalışıyor olup kondisyonu gayet iyi durumdadır ve çok hoş sade Tasarıma sahipTır. Aynı zamanda yanında 925 ayar Gümüş akik taşlı yüzükten oluşan bu çok şık setimiz özel Ahşap kutusu ile birlikte sadece Antik Kuntik'de.

Japonya Üretimi Kol Saati

Stok kodu: SKU 20580
500,00₺Fiyat
Tükendi

    Benzer Ürünler